İznik Çamoluk Köyü
Geçen yazımda Güney Marmara kıyısındaki Trilye’yi konu etmiştim. Trilye’yi geride bıraktıktan sonra gidonumuzu doğuya doğru kırıyoruz, istikametimiz birçok medeniyetin izlerini taşıyan İznik’in tepelerindeki Çamoluk Köyü…
İznik fikri “kafamızı dinlemeye nereye gitsek?” diye düşünürken internette Salıcıevi’ni bulmamla ortaya çıktı. Fotoğraftaki kulübeyi görünce “tamam” dedim, “işte aradığım konfor bu” :))
Geçen yazımda Güney Marmara kıyısındaki Trilye’yi konu etmiştim. Trilye’yi geride bıraktıktan sonra gidonumuzu doğuya doğru kırıyoruz, istikametimiz birçok medeniyetin izlerini taşıyan İznik’in tepelerindeki Çamoluk Köyü…
İznik fikri “kafamızı dinlemeye nereye gitsek?” diye düşünürken internette Salıcıevi’ni bulmamla ortaya çıktı. Fotoğraftaki kulübeyi görünce “tamam” dedim, “işte aradığım konfor bu” :))

Trilye’den İznik’e ulaşmak için kıyı boyunca doğuya ilerleyerek Mudanya, Kurşunlu’yu geçin, Bursa otoyoluna çıkın, Gemlik’i geçip Karsak kavşağındaki İznik tabelasından sapın. Göl kenarındaki bu yol rahat ve manzaralı bir sürüş sunuyor. Gaz açmak isteyenler bu yolda atraksiyona girebilirler ama yine de ne demiş atalarımız: “fazla hız öldürür”. Göl boyunca açık tesis bulmak sorun olabilir (özellikle sonbaharda), bu nedenle termosunuzu ve çay/kahvenizi eksik etmeyin derim.
Bizim bu gezideki hedefimiz dere tepe düz gitmek olduğu için İznik’i gezmek yerine şehrin girişindeki tarihi kapılardan ayrılıp Çamdibi istikametine doğru ilerledik. Az ileride Çiçekli sapağından girerek tepelere doğru tırmandık. Bu yol çok hoş manzaralar sunuyor ancak her fotoğraflık manzarada motoru durdurup inmek, kaskı & eldivenleri çıkarmak, çantadan makineyi çıkarmak ve sonra bu işlemleri tersten tekrarlamak bir süre sonra “aman ne uğraşıcam, hava da soğuk zaten” dedirtebiliyor. Üstelik kalabalık bir motor grubuysa bu duraklamalar daha da rahatsız edici olabilir. Ama yol arkadaşı insanın sevgilisi ise yapacak şey yok tabi…
Bu dağ yolu kıvrılarak köylerin arasından geçiyor, bir süre sonra medeniyetten iyice koptuğumuz bir noktada kulübeleri gördük: tam hayal ettiğim gibi ıssızlığın ortasında, yaşasın!
Kasım ayında hava erken karardığı ve hatırı sayılır bir rüzgar olduğu için kulübenin zevkini çıkarmaya karar verdik. Önce şömine yakıldı sonra çay demlendi, sonra ev sahibimiz bizlere akşam yemeği için sucuk ve taş fırın ekmeği almak için İznik’e indi. Bu arada çantamızda getirdiğimiz kestaneleri ve sıcak şarabı da unutmamak gerek. Medeniyetten kopmaya hevesliyseniz her türlü donanımı bulundurmak gerekiyor haliyle…
Ortam yürüyüş yapmak için gayet elverişli ancak biz rüzgarın uğultusu ve soğuktan dışarı çıkmaya fırsat bulamadık. Hatta diğer kulübe sakinleriyle sosyalleşemedik bile, eminim baharda çok daha güzel oluyordur.
Ertesi gün dönüşte ev sahibinin yönlendirmesiyle geldiğimiz yolun ters istikametinde devam ettik ve birkaç dakika sonra İznik Gölü olanca güzelliği ile karşımıza çıktı. İnişte yine köylerin arasından geçerek İznik’e vardık.
İznik’ten İstanbul’a ulaşmanın iki yolu var:
Boyalıca’dan sapıp köy yollarından Karamürsel yönünde ilerlemek, sahile varınca Yalova tarafına dönerek Topçular-Eskihisar arabalı vapurunu kullanmak.
İznik’ten Orhangazi yönüne devam ederek gölün kuzey kıyısı boyunca ilerlemek ve Orhangazi’den Yalova’ya ulaşıp Pendik deniz otobüsünü kullanmak.
Biz ilk yoldan döndük, bu yolun son kısmı virajlı ve bozuk, “tek rakibim THY” diyenlere 2. yolu öneririm.
Bu gezimizde İznik’in tarihi güzelliklerini inceleyecek, yayın balığı yiyecek ve çinileri görecek vaktimiz olmadı, darısı bir dahaki gezimizin başına!
Sağlıcakla ve sevgiyle kalın
İlgen Ertur
No comments:
Post a Comment